Basın açıklamasına, AKK Çevre ve İklim Meclisi Başkanı Ömer Şan, Meclis Başkan Yardımcısı Nevzat Özer, Meclis Genel Sekreteri Prof. Dr. Nilgül Karadeniz, TMMOB Ankara İKK Genel Sekreteri Sami Can Gökoğlu’nun yanı sıra, STK Temsilcileri, AKK Çevre ve İklim Meclisi Gönüllüleri ve TMMOB Ankara İKK Temsilcileri de katılım sağladı.
Su havzaları birçok canlıya yaşam veriyor
AKK Çevre ve İklim Meclisi Başkanı Ömer Şan, AKK Çevre ve İklim Meclisi Başkan Yardımcısı Nevzat Özer, AKK Çevre ve İklim Meclisi Genel Sekreteri Prof. Dr. Nilgül Karadeniz ve TMMOB Ankara İKK Genel Sekreteri Sami Can Gökoğlu tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi;
Kurtboğazı, Eğrekkaya, Akyar Baraj Havzaları Özel Hükümleri ve Koruma Planı’na (2022, ASKİ) göre uzun mesafeli koruma alanı içinde yer almakta ve böylelikle Ankara’nın içme suyunu sağlayan barajların su toplama havzasının en önemli parçalarından birini oluşturmakta;
iddianın tersine alan tüylü meşe ormanına sahip olmakla birlikte sedir ve ardıç ağaçlandırmalarını da içermekte;
içindeki ormanlardaki açıklıkların ve ağaçlı taşlık alanlar fiilen ağaçlı mera olarak hayvancılık amaçlı kullanılmakta
çok özel kayaç ve jeolojik yapısı nedeniyle hem barajları ve yeraltı sularını beslemekte hem de eşsiz bir ekosistemin oluşmasına katkıda bulunmaktadır.”
Yaşatılan yıkımın yerel halkın ve birçok canlının yaşam koşullarını yok edeceğine vurgu yapılan basın açıklaması şu cümlelerle sona erdi;
Bölgede fiili olarak orman ve ağaçlandırma alanları varken “fiilen orman vasfı taşımayan alan” iddiasıyla Ankara’nın ormanları ve içme suyu havzasının yok edilmesine zemin hazırlamıştır: Bu kararla sadece altı milyon insanın yaşadığı Ankara’nın değil yörenin içme ve kullanım suyu ile yeraltı suları tehlikeye atılmıştır. Bu alanda yapılması düşünülen “Türkiye Sağlık Vadisi” içerikli bir endüstri bölgesi veya başka gerekçeli herhangi bir yapılaşma, bölgeye zenginlik veya refah getirmeyecek; tersine baraj sularının yok olmasına ve kirlenmesine, bunun ardından gelecek ekolojik çöküşle birlikte yöre halkının bölgede yaşam koşullarının ortadan kalkmasına neden olacaktır. İddiaların aksine, fiilen orman ekosistemi karakteri taşıyan ve Ankara’nın tüm içme suyunu sağlayan havza içinde yer alan bu alan, Anayasa’ya ve Orman Kanunu’nun Ek 16’ncı maddesine aykırı olarak orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Bu hatalı kararın derhal iptal edilmesini, orman vasfı taşımadığı iddiasına dayanak olan gerçeğe aykırı raporları hazırlayanlar hakkında ise yasal işlem başlatılmasını talep ediyoruz. Bu unutulmasın ki sadece Ankara’nın sorunu değildir, bu havzaların kapsadığı bütün illerin sorunudur. Sürecin takipçisi olacağımızı ve Ankara’nın geleceğine sahip çıkacağımızı kamuoyunun bilgisine saygıyla sunuyoruz.

